27 Haziran 2013 Perşembe

BİRDEN ÜÇ KURABİYE

     Günaydın.... Müjdelerle dolu, aydınlı bir gün olsun diliyorum. Güne mutlu başlar, mutlulukla bitirirsiniz inşallah.
     Bir kez hamur yoğurup sanki 3 farklı kurabiye yapmış olmak ister misiniz? İşte kolay bir tarif. Ama 3 farklı görüntüsü ile hoş bir sürpriz oluyor. Lezzetleri güzel, afiyet olsun.


MALZEMELER:
1 paket margarin
1+ 1/3 su bardağı pudra şekeri
3/4 su bardağı nişasta
2 yumurta
100 ml süt
Tuz
1 limon kabuğu rendesi
1/2 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
Kakao
Antep fıstığı
Fındık
Ceviz
İncir
Kayısı
YAPALIM:
  • Oda ısısında yumuşamış olan margarinin içine pudra şekeri, nişastayı ekleyin.
  • Yumurta sarılarını ve sütü koyun.
  • Elenmiş un, kabartma tozu, 1 fiske tuz ve limon kabuğu rendesi ilavesi ile ele yapışmayan yumuşak bir hamur yapın.
  • Hamuru 3 kısıma ayırın. İlk 2 parçayı kalın bir oklava şekline getirin. 
  • İlk parçayı kakaoya, ikinci parçayı dövülmüş antep fıstığına bulayın. Kakaoya buladığınız kurabiyelerin ortasına bir ceviz koyduktan sonra üzerine yumurta akı sürün.
  • Son hamur parçasının içine ufalanmış fındık, tavla zarı büyüklüğünde doğranmış incir ve kayısı ekleyip yoğurun ve daha sonra aynı şekilde kalın bir oklava şekli verin.
  • Hamurları bir süreliğine buzluğa kaldırın. Bu şekilde yarım saat kadar buzlukta bekleyen hamurları kesmek daha kolay olacaktır. Her hamuru bir parmak kalınlığında keserek yağlanmış tepsiye yerleştirin.
  • Önceden ısıtılmış 175 derece fırında 20 dakika kadar pişirin.
  • Bu şekilde tam ölçüsü ile yaptığınız kurabiyeler 2 tepsi kadar olacaktır. Eğer size fazla gelecekse ya hamurun yarısını derin dondurucuya kaldırın, ya da yarım ölçü yaparak miktarı azaltın. 

MEYVELİ PARFE

    İşte sonunda sıcaklar başladı. İnsanın canı şöyle soğuk bir şeyler istiyor değil mi? Tarifim epeyce eski ve görümcemden alıntı. Ama onun tarifi sade bir parfe idi, içindeki diğer eklemeleri sonradan yaptım. Sade sevenler o şekilde de deneyebilir. Ya da dolabınıza bakıp elinizde olanlarla yeni bir karışım da yaratabilirsiniz. İşte yaratıcılığınızı göstermenizin zamanı...


MALZEMELER:
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 paket krem şanti
1-1.5 su bardağı süt
1 paket kakaolu bisküvi
1 paket üzümlü yulaflı bisküvi
3-4 adet kuru incir
10-15 adet kiraz
1/2 su bardağı ceviz
3-4 adet hurma
1-2 adet şeftali
4-5 adet kayısı
YAPALIM:
  • Krem şantiyi sütle koyulaşıncaya kadar çırpıp buzdolabına koyu, beklesin.
  • Yumurta aklarını bir tutam tuzla çırparak tıraş köpüğü kıvamına getirin.
  • Ayrı bir kapta yumurta sarıları ile toz şekeri beyazlaşıncaya kadar çırpın.
  • Büyük bir karıştırma kabının içine çırpılmış yumurta aklarını, yumurta sarısı ile toz şeker karışımını ve çırpılmış krem şantiyi bir araya getirin ve mikserle karıştırın.
  • Bisküvileri küçük parçalar halinde kırarak karışıma ekleyin.
  • Meyveleri tavla zarı büyüklüğünde parçalar halinde kesin. Cevizi iri parçalar halinde dövün. Hepsini birden karıştırın.
  • Uygun bir kabın içine boşaltarak buzluğa koyun, bir gece bekletin. Ertesi gün kabı buzluktan çıkarın,1-2 dakika bekleyip ters çevirin. Çıkmakta zorlanıyorsa bıçakla kenarlarından kurtarın. Parfenin üzerini sade olarak bırakabileceğiniz gibi çikolata sosu, meyve sosu veya karamelli sosla da süsleyebilirsiniz. Ya da dövülmüş ceviz, antep fıstığı koyabilirsiniz. 
  • Buzluktan çıkardıktan sonra erimeye başlayacağı için hemen servis etmeniz önerilir.

25 Haziran 2013 Salı

SONUNDA BENİM GÜNÜM

     Geldi gelecek, yaptım yapacağım, yağdı yağmayacak derken benim günüm de geldi ve geçti. Nedendir bilinmez biraz stres yaptım galiba. Aslında her şey yolunda gidiyordu ama sanki bir şeyler yetişmeyecekmiş gibi geldi bana. Oysa havadan yana hiç bir sıkıntımız olmadı. Meteoroloji bizi yanıltmadı ve oldukça sıcak ve güneşli bir gün geçirdik. 


     Sanırım son günlerdeki çeşit sayısının artmasından etkilenmiş olacağımdan ben de biraz abartılı davranmışım. Ve bomba bilgiyi veriyorum: Böreğin birini pişirmeyi unuttuğumu ertesi gün fark ettim :)
    Gelelim tariflere... Çocuklar tarafından çok revaçta olan simit poğaçalarla başlıyorum. Aslında tuzluları her çeşitten yapmıştım; simitler kaşarlı-sucuklu, çiçek börek patatesli ve maalesef pişirmeyi unuttuğum börek ise kıymalı-mercimekli. Ne yazık ki biri eksik oldu işte. Simitler daha önceden denediğim bir tarifti. Sucuklular daha çok tercih edildi, bir dahaki sefere sucuklu sayısını fazla tutmak lazımmış.


    Salata önceden de söylediğim gibi Nurdan'dan tarifini aldığım Malatya usulü fellah köftesi. Bunu da önce 2 bardak bulgurdan yaptım, birden gözüme az gözüktü ve 2 bardak daha bulgur ıslatıp yuvarladım. Sonradan yoğurtlarken  fark ettim ki yarısı fazlasıyla yetiyor. Şimdi artan köfteler buzlukta.


     İncirli karamelli sütlü tatlı da daha önce tarifini verdiğim bir tat. Bu sefer içine ceviz yerine antep fıstığı koydum. Görüntü nefis oluyor.


   Kurabiyeler deneyip de yapmaya karar verdiğim ama tarifini yazmayı yetiştiremediğim kurabiyelerdi. O zaman için kızımın pikniğine yapmıştım. Onun söylediğine göre bu seferkiler çok daha güzel kabarmış.Hamuru bir kere yoğurup 3 farklı görüntüde yapıyorsunuz. Malzemelerin tamamını kullanınca 2 tepsi kurabiye oldu, daha az misafirler için yarım ölçü kullanılabilir.


     Şıralı tatlı seçimim büzgülü baklava idi. Bir gün önceden yapıp şerbetini dökmüştüm. Daha hafif bir tatlı yapabilirdim sanırım, çok fazla yenemedi çünkü. Katlama şekli önceden karışık ve zor gibiydi ama insanın eli alışınca gayet pratik bir şekilde sarılabiliyor. 


     Yaprak sarmaları kayınvalidem yaptı. Aslında kızlara sardıracaktım ama son anda caydıkları için bütün bir tencere sarma kayınvalideme kaldı. Biraz omuzlarını ağrıttık ama çok güzel olmuştu doğrusu. Ben tabakta son kalan bir kaç dolmayı da mutfağa götürürken merdivenlerde takılıp düşürünce hiç kalmamış oldu. Evet günün sakarlığını da böylece yapmış oldum. Ayağımın takılmasıyla merdivenlere kapaklanmam bir oldu. Neyse ki ufak tefek sıyrıklarla atlattım.

    Bu külahları da Jibek'in sayfasında gördüğümden beri yapmayı planlamıştım. Bu kanudaki en büyük yardımcım da Begüm odu. Külahları o yaptı. Eli zaten böyle işlere pek yatkın, bir kere tarif edince gerisini getirdi. Bana da hamurunu açıp külahlara sarmak kaldı. Genelde misafirlere ilk yaptığım şeyleri denemem ama bu seferlik oldu işte. Biraz daha sert bir hamur yapmalıymışım. Ben kıvamını kurabiye hamuru gibi yapmıştım. Bir de külahların alt kısmını biraz daha geniş bırakmak gerekiyormuş. Çünkü pişince içlerini patates salatasıyla doldurmak zor oldu. Hamur da yumuşak olduğundan pişerken şekli yassılaştı, bu yüzden külahların yalnız üst kısımlarını doldurabildim. Bir dahaki sefere çok daha iyi olacak sanırım.


     Çiçek şeklinde poğaça yapma fikri de Jibek'ten. Sitedeki görüntü çok hoşuma gitmişti. Mayalı olduğundan yapma konusunda sıkıntı olmaz diye düşünerek bunu da ilk defa olarak denedim. Burada da içine koyduğum kavrulmuş patatesli içten hoşlanmadım. Mayalı hamuru yumuşattı. Peynirli maydanozlu bir iç koysaydım daha kat kat olabilirdi. Halbuki iki tane çiçek oldu, birine de peynir koymak varmış. 


    Kayınvalidem hazır soyulmuş bal kabağı vermişti. Ben de boşa gitmesin diye onu pişirip bir kısmını tatlı olarak yedirdim, kalanını da ayırıp püre yaptım ve turta haline getirdim. Bu tarif tamamıyla bana ait. 1 veya 2 dilim yendi. Ben de ertesi gün sağlık ocağına getirdim ve afiyetle bitirdik. Sanırım diğerleri şimdi pişman olmuştur.


     Geriye pasta ve dondurma kaldı. Ayşe özellikle butik pasta istediğini söylemişti. Biraz zamanımı alsa da butik pasta yaptım. Aslında daha basit ve gösterişli bir pasta yapabilirmişim. Daha önce resmini gördüğüm saat şeklindeki pasta 2 katlıydı. Benim için bir katını yapmak yeterli olur diye düşündüm. Beşgen bir pastaydı, pastanın bir kısmı kesilip beşgen hale geleceği için kalabalığa yetmez diye büyük bir pasta yaptım. Ama pastanın dik durması gerekeceğini hesaba katmamışım. Pastanın çapı büyüyünce dikleştirmek mümkün olmadı. Böylece benim ki de kol saati görünümlü duvar saati oldu. Öyle olunca da kenarındaki fiyonklar ve süsler kendini gösteremedi. Onun için diyorum ki şimdiki aklım olsaydı bir kaç güzel çiçeği olan daha sade bir pasta yapardım. 


     Dondurmamız ya da gerçek adıyla "meyveli parfe" ise en son yenmek istenen tatlı oldu. Bu tarifin de aslı görümcemden geliyor. Seneler önce çok sık yapardık bu tarifi. Ama ben eklemeler yaptım tabii. O zamanlar yumurtayı, şekeri, krem şantiyi çırpıp dolaba koyardık. Ben içine bisküviler, meyveler ve ceviz de koydum. Üzerini de günkü amonyaklı pastam gibi karamelli sosla süsledim. Soğuk soğuk pek güzel oldu.


   Bunlardan başka yapıp da buzluğa kaldırdığım ve nasıl olacağını çok merak ettiğim mercimekli böreğim vardı. aslında hala da var. Çünkü pişirmeyi unuttum. Çeşit sayısı çok olunca aklıma bile gelmedi. Halbuki buzluktaki kupu almak için kaç kere buzluğu açıp kapattım. Yapacaklarımı yazdığım listeyi kaç kere gözden geçirdim. Ama demek ki o böreğin kısmeti yokmuş. Yokluğu da hiç fark edilmedi. Ertesi gün farklı bir şey düşünürken birden aklıma geldi. Ama ne fayda. Çok üzüldüm tabii. Mümkün olsa zamanı geri sarmak isterdim. 


   Her şey güzeldi bence. Gelemeyen Gülsüm Hanım bu resimlere bakarak neler düşünüyordur bilemiyorum. Güneşten kaça kaça, masamızı gölgeye doğru hareket ettirerek sonunda kendimizi ağaçların altında bulduk. Orada da kırk yıl hatırı olsun, 8 yıldır devam ettirdiğimiz bu güzel dostluk daha uzun yıllar devam etsin diye kahvelerimizi içtik. Şimdi bu satırları yazarken bizi bir araya getirmek için öncü olan, hepimizi toparlayan ama bizi yarı yolda bırakıp maalesef aramızdan ayrılan Seher Hanım'ı da anmak istiyorum. Onu da hiç bir zaman unutmayacağız sanırım. 
    Günümüzün adı "ana sınıfı günü" idi. Çünkü bir hafta önce SBS sınavına giren 14 yaşındaki çocuklarımız o zamanlar ana sınıfından yeni çıkmış, okula başlamışlardı. Biz onları bir arada tutmak için güne başlamıştık ama artık onlar anneleriyle güne gelemeyecek kadar büyüdüler. Kimimiz onlardan sonra doğan çocuklarımızı da büyüttük, kim bilir belki Ayşe'nin dediği gibi, gün gelir de torunlarımızla beraber güne geliriz. Allah hepimize sağlık ve sıhhat versin inşallah, biz yine görüşürüz...

  

22 Haziran 2013 Cumartesi

DONDURMALI İRMİK HELVASI

     Kandiliniz mübarek olsun. Belki helva yapmak belki de yapıp dağıtmak istersiniz diye tarifini veriyorum. Dondurma da alırsanız evdekilere bu şekilde sunabilirsiniz. Hadi afiyet olsun...


MALZEMELER:
1.5 su bardağı irmik
150 gr margarin
2 su bardağı su
1.5 su bardağı toz şeker
Vanilyalı dondurma
YAPALIM:
  • Margarini tencereye koyup eritin.
  • İrmiği erimiş margarine ilave edip kavurun. İrmiğin rengi kahverengileşinceye kadar kavurmaya devam edin.
  • İrmik kahverengi olunca suyunu koyun. Bu aşamada üzerinize sıçramaması için dikkat edin, ocağın altını kıstıktan sonra suyunu koyarsanız daha iyi olacaktır.
  • Sudan sonra şekerini de koyup karıştırarak pişirin. Suyunu çekince ocağın altını kapatın, tencerenin kapağının altına bir bez yerleştirip pilav gibi demlenmeye bırakın.
  • 1 saat kadar sonra bir kabın dibine 2 yemek kaşığı kadar helva koyup kaşıkla düzleştirin, buzluktan çıkarılmış ve iyice donmuş olan dondurmadan koyup üzerine tekrar helva ilave edin. Biraz bastırarak düzelttikten sonra bir tabağa ters çevirerek yerleştirin. Helvanız hiç dağılmadan şeklini koruyacaktır.
  • Dondurmanız erimeden hemen servis edin. Afiyet olsun...

20 Haziran 2013 Perşembe

FIRINDA ÇİPURA

     Denize çok yakınız ama balığı çok az bulabiliyoruz. Bu yüzden de balık yemeklerimizin çeşidi oldukça az. Çipura büyük balık olması açısından çocuklarımız tercihleri arasında. Tadı da güzel, barbunya gibi olamaz tabii. Benim favorim barbunya. Kızartmak ta mümkün ama fırında pişince hem kokmuyor, hem de daha hafif oluyor. Üstelik böylesi bana da başka işlere vakit ayırmak için zaman kazandırıyor.


MALZEMELER:
6 adet çipura
4 adet patates
1 adet domates
1 adet kuru soğan
6 diş sarımsak
Zeytinyağı
Tuz
YAPALIM:
  • Balıkları temizleyip yıkadıktan sonra uzunlamasına derin çizikler atın. Bunlar pişmesini kolaylaştıracaktır.
  • Isıya dayanıklı bir kabı yağladıktan veya pişirme kağıdı serdikten sonra balıkları yerleştirin.
  • Balıkların üstüne tuz serpin, içlerine birer sarımsak koyun.
  • Patates, soğan ve domatesi doğrayıp balıkların üzerine serpiştirin. Üzerine tuz ve zeytinyağı gezdirdikten sonra önceden 200 dereceye ısıttığınız fırına koyun. 15 dakika kadar sonra fırının ısısını 170 dereceye düşürüp balıklar kızarana kadar pişirin. 

  • Limonla servis edeceğiniz balıklar lezzetini tatmaya hazır olacaktır.

19 Haziran 2013 Çarşamba

AYŞE'NİN YAĞMURLU GÜNÜ

     Okullar tatil oluyor, herkes izin zamanlarını ayarlamaya başladı. Her yıl olduğu gibi izinler başlamadan günümüzü bitirmemiz gerekiyor. Herkesin misafir alma zamanları değişiyor ama bizim başlangıcımız ve sonumuz hiç değişmiyor. Her yıl açılışı Vildan'la yapıyor, benim bahçede de kapatıyoruz. Geçen yıldan ağzım yandığı için bu yıl devamlı meteoroloji ile irtibat halindeyim. Geçen yıl yine haziran ayında yapmama rağmen öyle bir yağmur yağmıştı ki evden dışarı çıkamamıştık. Hava durumunu takip etmesem bu yıl da aynı şey olacaktı. Önceden 15 Haziran diye belirlediğimiz gün devamlı sağanak yağışlı gözükmeye başlayınca ben d işimi garantiye almak için Ayşe'nin günü ile değiştim. İyi ki de öyle yapmışım. Ne kasvetli bir gündü. Aslında sabah hava biraz iyi gibiydi. Öğlene doğru bulutlar toplanmaya başladı.Hazırlanıp yola koyuldum. Kapıdan içeri girdikten 5-10 dakika sonra bir yağmur başladı, ben böylesini görmedim. Yaz yağmuru falan değil, tipik "bardaktan boşanırcasına yağan yağmur". Hiç durmadan ve biraz azalıp çoğalarak gün boyunca yağdı. Sanki doğu Karadeniz'de gibiydik. Kapkara bulutlar, şimşekler, gök gürültüsü... Ayşe de o gün elini biraz bol tutmuş, tamı tamına 12 çeşit vardı sofada! Yedikçe, havanın da ağırlığıyla hepimizin uykusu geldi. Bıraksalar bir kenarda kıvrılıp uyuyacaktık. İşte o bol kalorili, geniş mi geniş çeşitli günden seçmeler:


Çeşit sayısı çok fazla olduğu için çeşitlerin bir kısmı sofraya sığamayıp konsolun önüne dizilmişti. Bu sayede biz de öncelikli olarak salatalardan başladık.


   On iki çeşit olunca salata bile birkaç çeşit oluyor tabii. İlk salatamız enginarlı yoğurtlu salata. Biraz kereviz salatasını andırıyor. Kereviz tadını sevmeyenler için iyi bir seçenek bence. Günlerd sarımsaklı ve hafif bir salata aranıyor zaten. Bu da tam ona uygun işte.

    Görünüşü fasulye salatasına benziyor değil mi? Fasulye salatasından tek farkı tahinli olması. Bizce tahin olmasa da olurdu.

     Bu zeytinli kabak dolmasını da salataların arasına kattım. Sebzeli bir seçenek olduğu için sanırım. Kabakların içinde yeşil zeytinli bir karışım var, üzerinde de kaşar peyniri tabii. Hemen yanındaki de acuka. Ama tam bir acılı acuka. Tek başına yemek zor oluyor diye ya poğaçanın içine sürdük, ya da benim gibi salataların içine karıştırdık. Salatayla, hele fasulye salatası ile çok güzel oldu.

     Sevgili Ayşe bu kadar salatanın yanına bir de kısır sıkıştırmıştı. Kısırın içinde farklı olarak haşlanmış mısır da vardı. Değişik bir tarz olmuştu.

     Çaylar bir doldu bir boşaldı. Kaç demlik çay bitirdik bilemiyorum. Ev sahibini yormayalım diye fincanla içtik ama yine de çaylar su gibi aktı gitti.
     Sonunda salatalar bitti. Bu görünen poğaça peynirli ve 3 kabartma tozu ile yapılmış. Yumuşacık ve çok güzel. Acukayı arasına sürünce de gayet güzel oluyor.

     Hemen yanındaki çizkek...

    Onun yanındaki tatlı da hem hafif, hem biraz şıralı, hem de sütlü bir tatlı. Tel kadayıfla hazırlanmış bir keki var ve çok lezzetli., üzeri krem anti ve hindistan cevizi ile süslenmiş. Denemeye değer.


      Bu da yufkalı gül böreğimiz...

     Bu truffle'lar benim için süslenmiş. Fotoğraf çekimleri için özel olarak hazırlanmış. Ayşecik truffle yapmakla kalmamış lokumlar ve kurdelelerle de bir güzel  süslemiş. Bir lokmalık , küçücük olması iyi oldu. O kadar tatlının yanında fazla yiyemezdik çünkü. 

  Bu da kırık rulo pastamız :) Olanları söylediğimiz gibi olamayanları da söylememiz gerekiyor doğal olarak. Rulo pastayı rulo yapmakta geciktiği için bir tarafından kırılmış. Ama merak etmeyin, içindeki elmalarla birlikte güzel ve leziz bir pasta olmuş.

     Son olarak pestile benzettiğimiz cevizli kakaolu krep sarma. İçindeki baldan diye tahmin ettiğimiz bir sertlik vardı ama bu da daha çok pestile benzemesine yol açıyordu. Yine kalorisi boldu. 


     Zaten kalori hesaplayacak olsak 2 günlük yiyecek vardı sofrada. Emeği geçenlerin, yapanların eline sağlık. Bize de afiyet oldu. Şimdi hafta sonunda benim günüm var. Kapanışı yapıyorum. Beklentileri karşılayabilecek miyim bilmiyorum. Az ve öz mü olsa acaba? Yoksa Allah ne verdiyse, aklıma ne geldiyse yapsam mı? Takip edenlere ufak tefek mönü tüyoları verebilirim. Sonuçlar hafta sonuna saklı...

17 Haziran 2013 Pazartesi

BABALAR GÜNÜ PASTASI

     Anneler gününde pasta yapılır da babalar gününde yapılmaz mı? Hem de o gün çok yorgun olmama rağmen pastayı yaptım. İki gün öncesinde kısa bir Ankara gezisi yapmıştım. Hiç dinlenmeden Ayşe'nin gününe gittim. Oradaki resimler de daha beklemede. Ama önceliği Babalar Günü Pastası'na vereyim dedim. Bunu yazmak biraz daha kolay. Akşam pastasını yapmakla uğraştım.  Sabah da kimse uyanmadan süslemelerini yapıp bitirdim. Böylece bir pastayı daha başarıyla ortaya koydum. Bundan sonra sırada en zoru var. Çünkü hafta sonu günüm var. Kapanışı güzel bir pasta ve değişik mönülerle bitirmem lazım. 
     İşte pastamız...

YAPALIM:

  • Pandispanyasını yapıp yağlı pasta kremasını arasına sürüp üzerini ganaj ile kapladım ve akşamdan sabaha bekledi.
  • İlk önce beyaz şeker hamuru ile pastayı kapladım.

  • Yakasını yapmak için bir erkek gömleğinden yaka kalıbı çıkartıp biraz küçülttüm. Beyaz hamurdan kesip dik durması için diğer parçaları yapana kadar un eleğinin çevresine sardım.

  • Cebinin şeklini kesip dikiş yerlerinin izini yaptım.

  • En oyalayan kısmı kravatıydı. Hamuru maviye boyadım. Hamuru ince uzun açtım. Üzerine beyaz hamurdan çizgiler yapıp koydum. Bunları kravata sabitlemek için üzerine streç film koyup merdaneyi kullandım. 

  • Sonra hepsini pastanın üzerine yerleştirdim. Biraz renk vermek için maviden yaka kenarına ve omuz dikişine şeritler yaptım.
  • Kravatın bombeliklerini sağlamak için bir süre kağıt havlu kullandım.

  • Bir de yakasına mavi düğmeler yapınca bence hoş bir gömlek oldu. Babalar günü konseptiyle de uyum sağladı.

Tüm babaların babalar günü kutlu olsun, Allah kimseyi babasından ayrı koymasın...

14 Haziran 2013 Cuma

GÜL REÇELİ

    Bahçemizin bir yerinde kokulu reçellik güllerimiz var ve yılda yalnız bir kez açıyormuş, o yüzden zamanı geçmeden topladık ve ben de hemen reçel yaptım. Güllerin kokusu çok güzel, reçeli de güzel oldu.


MALZEMELER:
20- 25 kadar reçellik kokulu gül
8 su bardağı toz şeker
3 su bardağı su
1/2 limon suyu
YAPALIM:

  • Güllerin yapraklarını ayıklayın ve birkaç kez sudan geçirerek temizleyin.
  • Aralarına toz şeker serperek tencereye yerleştirin ve kapağını kapatıp bir gece bekletin.
  • Çok fazla sulanmayacağı için suyunu da ilave edip kaynatmaya başlayın. 
  • Reçel kaynayınca altını kısın ve kıvamını almasını bekleyin.
  • Kıvamı olunca limon suyu ilave edin ve birkaç dakika daha kaynatın ve daha sonra saklayacağınız kaba boşaltın.

13 Haziran 2013 Perşembe

ŞEKERPARE

    Herkese mutlu sabahlar. Gününüz aydın olsun. Belki hafta sonu tatlı yapmak istersiniz diye kandil günü yaptığım şekerparenin tarifini vermek istedim. Ağzınızın tadı hiç bozulmasın.


MALZEMELER:
1 paket margarin
1 su bardağı pudra şekeri
4 yemek kaşığı irmik
2 yumurta
4 su bardağı kadar un
Vanilya
1 paket kabartma tozu
Şerbeti İçin:
3 su bardağı toz şeker
4 su bardağı su
1/2 limon suyu
Fındık
YAPALIM:

  • Önce toz şeker ve suyu kaynatarak şerbetini hazırlayın, 5 dakika kaynadıktan sonra limon suyunu koyup soğuması için bırakın.
  • Şekerpareyi yapmak için yumuşak margarinle pudra şekerini karıştırın.
  • İrmik ve 1 yumurtanın sarısını ayırarak diğer yumurtaları ekleyin. Vanilya, kabartma tozu ile birlikte azar azar elenmiş unu ekleyin ve yoğurun. 
  • Ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edince hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın. Yağlanmış tepsiye dizip ayırdığınız yumurta sarısını üzerine sürüp ortasına birer fındık batırın.
  • 170 dereceye ısınmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
  • Pişen şekerpareleri fırından çıkarıp 3 dakika kadar bekletin, sonra ılınmış ola şerbeti üzerine dökün ve şerbeti tamamen içmesi için bekletin.

12 Haziran 2013 Çarşamba

PAPATYA KURABİYE

     Öykü'nün okulda eğlencesi varmış. Daha bir hafta öncesinden ne yapacağız diye sormaya başladı. Ben de çocukların ilgisini çekebilecek bir şey olsun istiyordum. Birden aklıma papatya kurabiyeler geldi. Hem birlikte de yapabileceğimiz bir şeydi. Hamurunu yapmayı çok istedi, neyse ki sadece yuvarlakları yapıp çiçekleri bir araya getirmeyi ikna edebildim. Yine epey eğlendik. Bütün çiçekler onun eseri. Yine küçücük elleriyle minik yuvarlaklar yaptı, bana yetişmeye çalıştı, yetişemeyince de çiçekleri o yaptı, pek de güzel oldu. Aldığımız yorumlar genelde şu şekildeydi: Ağızda hemen dağılıveriyor, tadı yerinde, şekilleri çok sevimli. Bence çocuklarınızın doğum günü için güzel bir seçenek olur.



MALZEMELER:
1 paket margarin
1 çay bardağı sıvı yağ
1 su bardağı nişasta
1 su bardağı pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
3 su bardağı kadar un
2-3 yemek kaşığı kakao
YAPALIM:
  • Oda sıcaklığında yumuşamış olan margarin, sıvı yağ, pudra şekeri, nişasta yoğurma kabına alınır.
  • Kabartma tozu ve vanilya ile birlikte elenmiş un yavaş yavaş ilave edilerek yumuşak ve ele yapışmayan bir hamur elde edilir. Hamur kıvamı gelmeye yakın iki eşit kısıma ayrılır. Birine kakao konulduktan sonra gerekirse un ilave edilir. Diğerine yalnızca un ilavesiyle kıvamı getirilir.
  • Beyaz ve kakaolu hamurlardan fındıktan biraz büyük yuvarlaklar yapılır. Çok büyük yaparsanız çiçekleriniz de büyük olacaktır. Kabarma olasılığını da düşünerek fazla büyük yapmayın.
  • Yuvarlak parçaları papatya haline getirin. Kiminin ortasına kakaolu koyup kenarlarını beyaz, kimini de ortasına beyaz koyup kenarlarını kakaolu olacak şekilde birleştirin ve yağlanmış tepsiye aralarında boşluk olacak şekilde yerleştirin.

  • Önceden 150 dereceye ısıtılmış fırında 20 dakika kadar pişirin. Kurabiyelerde pişirirken fazla kızarmamasına dikkat edilmesi gerekiyor. Eğer kızarıp kahverengi hal alırsa sert olabilir. 
  • Pişen çiçekleri soğuduktan sonra servis tabağınıza alabilirsiniz.

10 Haziran 2013 Pazartesi

HÜNKAR BEĞENDİ

     SBS öncesi kızımın istediklerini sırasıyla yapıyorum. Bu yemeği pek seviyor. Yemekli misafirler için de güzel bir seçenek oluyor. Ramazan sofralarında da çok tercih ediyorum ben. Sunumu da hoş oluyor. Patlıcan zaten ayrı bir tat katıyor. Yalnız etinizin yumuşak ve iyi pişen bir et olması lazım. Her şeyi güzel yapsanız da iyi pişmemiş bir etle aynı tadı alamazsınız.


MALZEMELER:
1 kg kuşbaşı et
1 adet kuru soğan
2 adet yeşil biber
1 adet kırmızı biber
1 yemek kaşığı salça
Tuz
Karabiber
Kimyon
Kekik
2 yemek kaşığı tereyağı
3 yemek kaşığı un (tepeleme)
3 su bardağı süt
2 adet patlıcan
YAPALIM:

  • Etleri tavaya koyup yağ ilave etmeden sulanıp suyunu çekene kadar kavurun. Ben bütün etlerimi haşlamadan önce bu aşamadan geçiriyorum.
  • Düdüklü tencerede sıvı yağı kızdırıp yemeklik doğradığınız soğanı ve ince doğradığınız biberleri kavurun. 
  • Tavada kavurduğunuz etleri ilave edin. Salçasını ve tuz hariç baharatları da koyduktan sonra sıcak su ilave edip pişirin.
  • Patlıcanları yıkadıktan sonra üzerine bıçakla birkaç yerinden delikler açtıktan sonra közleyin. Közlenmiş patlıcanların kabuklarını soyup blendrdan geçirin ve bir kenarda beklesin.
  • Beğendiyi yapmak için tencereye tereyağını alıp eritin. Unu koyup kavurun.
  • Sütü yavaş yavaş ilave edip karıştırarak muhallebi gibi pişirin. Kaynamaya başlayınca tuz ve karabiber ilave edip ocağın altını kapatın.
  • Daha önce közleyip blendrdan geçirdiğiniz patlıcanları da koyup karıştırın.
  • Etleriniz de piştiyse servis için hazırsınız demektir. Servis tabağının içine patlıcanlı beğendiden 1-2 kaşık koyun, üzerine etinizden yerleştirin. Etin çok fazla sulu olamamasına dikkat edin. Bu şekilde sıcak olarak servis edin. Afiyetle... 

6 Haziran 2013 Perşembe

KÖFTELİ PATLICAN KEBABI

      Dün gece kandil gecesiydi, hepinizin kandili mübarek olsun. Hepimizin sağlıkla, ailemizle birlikte, ağzımızın tadıyla nice kandillere erişmemiz dileğiyle...

MALZEMELER:
4 adet patlıcan
1 adet yeşil biber
1 adet domates
2 yemek kaşığı salça
2 diş sarımsak
Tuz
Karabiber
Kekik
350 gr kıyma
2 adet kuru soğan
Maydanoz
Sıvı yağ
YAPALIM:

  • Patlıcanları birkaç saat öncesinde alacalı doğrayın. 2 cm genişliğinde çizikler yapın ama tamamıyla kesmeyin ve tuzlu suyun içinde bekletin.
  • Kuru soğanı rendeleyin, kıyma, tuz, karabiber, kekik ve maydanozla karıştırın. 1 yemek kaşığı da salça ekleyip yoğurun.
  • Patlıcanları sudan çıkarıp fazla suyunu da sıkın. kestiğiniz yerlere hazırladığınız köfteden parçalar kopararak yerleştirin. 
  • Köfteli patlıcanları ısıya dayanıklı bir fırın tepsisine yerleştirin.
  • Tavada sıvı yağı kızdırıp yemeklik doğradığınız soğanı ve ince doğradığınız biberleri kavurun. Domatesi ve salçayı ve doğranmış sarımsakları da ekleyin, son olarak da tuz, karabiber koyun. Hazırladığınız bu sosa 1 su bardağı kadar su ekleyip bir taşım kaynayınca patlıcanların üzerine dökün.
  • Fırında 20-30 dakika kadar, patlıcanlar pişene kadar pişirin. Arada bir suyunu kontrol edin, çok fazla eksilirse sıcak su ekleyin.
  • Afiyet olsun.

4 Haziran 2013 Salı

ÇİLEK REÇELİ

     Cuma günü pazara gittiğimde mis gibi çilek kokusunu duydum ve reçel yapma zamanı gelmiş diye düşündüm. Eve gelir gelmez çilekleri yıkayıp şekerledim. Eğer şekerlemesem o güzel kokuyu duyanlar çileklerimi bitiriverirlerdi. Halbuki akşamüstü onlara yemek için bahçeden yeni toplanmış çileklerimiz geldi. Reçelin yanındaki çilekler onlar. Onları da reçel yapmaya kıyamıyorum. Yine pazarda böyle güzel çilek bulursam sanırım bir kilo daha reçel yaparım.


MALZEMELER:
1 kg çilek
5-6 su bardağı toz şeker
1-2 yemek kaşığı limon suyu
YAPALIM:
  • Çilekler ayıklanıp toprağı temizlenene kadar yıkanır.
  • Reçeli kaynatacağınız tencereye alınarak üzerine kat kat toz şeker serpilir. Kapağı kapatılarak 5-6 saat ya da bir gece bekletilir.
  • Bu aşamadan sonra çilekler suyunu salmış vaziyette olacaklardır. Üzerine su ilavesi yapmadan kaynatmaya başlanır.
  • Kaynadıktan sonra ocağın altı kısılır ve arada bir üzerinde biriken köpükler alınarak kaynatılmaya devam edilir.
  • Koyulaşmaya başlayınca kıvamını kontrol etmek için suyundan bir yemek kaşığı kadar ayrı bir tabağa alınıp soğutulur. 5 dakika sonra soğuyan reçelin kıvamı kontrol edilir. Ekmeğinize sürdüğünüzde üzerinize damlamayacak kadar koyu olmalıdır. Çok da koyu yaparsanız hemen şekerlenecektir. Bu yüzden kaynarken sık sık kontrol edin.
  • Kıvamı istenilen seviyeye geldiğinde limon suyunu koyup 1-2 dakika daha kaynatın, daha sonra  kavanoza boşaltıp hatta sıcakken ağzını sıkıca kapatın. Böylece daha uzun süre dayanmasını da sağlayabilirsiniz. Yine de siz ilk olarak bu kavanozdaki reçeli tüketin, çünkü çilek reçeli çabuk bozulan bir reçeldir, hemen küfleniverir. Yoksa bütün emekleriniz boşa gider.

2 Haziran 2013 Pazar

DONDURMALI PROFİTEROL

  Evde daha önce yaptığım profiterolden artan 8-10 tane profiterolüm vardı. Bunları buzluğa koyarak rahatlıkla saklayabilirsiniz. İsteğiniz zaman da kremalı ya da şimdi yaptığım gibi dondurmalı olarak sunabilirsiniz.

MALZEMELER:

½  Su bardağı su
½ Su  Bardağı süt
2 adet kesme şeker
1 tutam tuz
100 gr. Margarin
4 kaşık tepeleme un
2-5 yumurta
1/2 kg vanilyalı dondurma
Karamelli sos
YAPALIM:

  • Bu aşamadan sonra içine kremasını koyup üzerine çikolata sosu dökebileceğiniz gibi ortasından keserek içini açıp içine vanilyalı dondurma da koyabilirsiniz.
  • Yavaş yavaş havaların ısındığı ve akşamları canınız dondurma çektiğinde çok güzel bir sunum olacaktır.
  • Ben üzerine hazır satılan karamelli soslardan dökmeyi ve fıstıkla süslemeyi tercih ettim. Bunun da üzerine çikoatalı sos çok iyi yakışacaktır.

Special design for Hayatın Kıvamı by GeCe