22 Ocak 2015 Perşembe

2014 ÜN SON GÜNÜ

Ne kadar da geç kalmışım bu sofrayı yazmak için. Bazen bir türlü elim gitmiyor tarif yazmaya. Hatta öyle üşeniyorum ki, bekleyen tarifler içinden en kolay yazılabilecek olanı seçiyorum. Böyle olunca da gün sofraları her zaman öteleniyor. Çünkü onların yazısına ve resimlerine çok daha fazla emek vermek gerekiyor. 
Gelelim Özlem'in yılın son günlerindeki sofrasına: Sanırım çeşit sınırlamamızı biraz aşmıştı ama benzer çeşitleri bir grupta sayınca işi kurtardı. 


Hep beraber sofra kurmaya yardım edelim derken dolapta çok güzel görünümlü bir salata fark ettik. Ama akşam yemeği için de hazırlamış olabilirdi. Bizim için mi olduğunu bilemedik. Bu arada ben de daha önce bir böreği dolapta unutup da bu konuda ağzı yanmış biri olarak hatırlatma yapmak gereği hissettim. İyi ki de sormuşuz, bu salata gerçekten bizim için hazırlanmış ve çok emek sarf edilmiş bir salataydı. Çok da güzeldi. Zaten kırmızı biberin içine girip de tadının güzel olmadığı birşey şimdiye kadar görmedim. Çok değişik ve harika bir lezzet bu sebze. Biber ailesinden olmasına rağmen diğer biberlerden tadı çok farklı. Kendine has, hatta biraz da tatlı bir tadı var. Zaten közlenmiş kırmızı biberin üzerine bir şey tanımıyorum. Salatası da yemeği de dolması da çok güzel oluyor. Burada da içine peynirli bir malzeme konulup sarılmış ve taze soğanla da bağlanmış. Öyle şık ki daha ne denilebilir: Hem göze hem mideye.


Böreği de ne güzel çekmişim, kendisi de güzel olduğundan sanırım.


Özlem de her şeyi pek güzel süslemiş. Bu da 3 renkli salata. Bir katında patates, birinde mor lahana, birinde de havuç var. Ama üzerine de turşular koyup mayonezli desenler yapmayı ihmal etmemiş.


Kendisi her ne kadar güzel olmadığını, bundan önceki yaptığının çok güzel ve kabarık olduğunu söylese de bence tadı harika bir tatlı idi. İçinde irmikli katlar varmış, aralarında da baklava yufkası. Görünen köy kılavuz istemez bence.


Sanırım Özlem de sofraya renk katmaktan hoşlananlardan. Geçen seneki resimlere tesadüfen bakıyordum da, o zaman da üzerinde narların olduğu, yine pembe soslu bir tatlı varmış. Bu seferki meyveli sostu.


Pasta olmadan olmaz. Bunda da biraz hüsran yaşamış ama sonun da epeyce toparlanmış.

Son olarak da tuzlu kurabiyelerimiz.

Bunların haricinde de sofrada bolca turşu vardı. Tabi ki tatlı bir sohbet. Ne diyelim Allah muhabbetimizi arttırsın.

1 yorum:

Special design for Hayatın Kıvamı by GeCe