31 Ağustos 2015 Pazartesi

EKŞİ MAYALI EKMEK YAPIMI

   Yaptığından zevk almak böyle bir şey sanırım. Uzun zahmetler sonunda hazırladığım maya ile yaptığım ekmeğin her lokmasını büyük bir zevkle yedim. Gerçekten de tam bir mayalı ekmek kıvamında, içi tam pişmiş, harika bir şey oldu.



   Tek kusuru pişirmek için hafta sonunu beklemek, çünkü çok uzun zaman alıyor. Belli aralıklarla yapılması gereken işlemler ve arada beklemeler var. Olsun her saatine, her dakikasına değdi sanırım...


Ekşi mayayı nasıl yaptığımı daha önce anlatmıştım. Artık mayam buzdolabında duruyor ve 4-5 gün arayla besliyorum. Ekmeğimi yapmak için ise ne kadar heyecanlansam da hafta sonunu beklemek zorunda kaldım. Sonunda o gün geldi çatı, sabah ilk işim ekmeğimi yoğurmak oldu. Bunun için mayadan epey bir miktar aldım ve kalanını yine besleyerek dolaba kaldırdım. Dolaptan yeni çıkan mayayı biraz oda ısısında bekletmek gerekiyor. Ne kadar bekleyeceğini deneme yaparak anlayabiliyorsunuz. Mayadan bir tatlı kaşığı kadar alıp oda ısısındaki suyun içine bıraktığınızda batmıyor ve suyun üzerine çıkıp yüzüyorsa mayanız hazırdır. Bunun için bir saat kadar beklemeniz gerekebilir.

Maya hazırsa 100 gr mayayı 100 gr kadar suyun içinde eritin. Sonra yoğurma kabının içine 455 gr un, 50 gr buğday unu, içinde eridiği su ile beraber mayayı ve 225 gr daha su koyarak yoğurun. Daha sonra yoğurma kabının üzerini bir bezle örterek fırına koyun. Fırının tabanına da içinde kaynamış su ile dolu olan bir kabı koyarak fırının kapağını kapatın ve 2 saat mayalanmaya bırakın.

İki saatin sonunda 10 gr tuzu biraz suda eritip hamura katın ve yoğurun, yine fırına koyup yarım saat bekleyin.

Artık hamur hazır, artık katlama işlemleri başlıyor. Elinizi hamurun altına doğru koyup bir miktar hamuru alıp kendinize doğru katlayın. Kabı 90 derece çevirip yine katlayın. Bu şekilde 4 kere katladığınızda hamuru dört bir yandan katlamış olacaksınız. Sonra yarım saat dinlenmeye bırakın, tabi yine fırında.

Bu katlama işlemini yarımşar saat arayla 5 kez yapmak gerekiyor. En son katlamadan sonra artık hamuru alıp tezgahın üzerine koyup üzerini yine bezle örtün ve yarım saat bu şekilde dinlendirin. Yarım saat sonra hamuru unlayarak yuvarlayın, düzgün bir şekil verin ve yarım saat daha dinlensin.

Üzerine örttüğünüz bezi yuvarlak bir kabın içine serin. Hamur yapışmasın diye her tarafını unlayıp tezgahta duran hamuru ters çevirip içine yerleştirin.

Bezin dışarıda kalan uçlarını üzerine kapatın. Bu şekilde 4 saat kadar yine fırında dinlendirin.

Bu arada siz de ekmeği pişireceğiniz kabı hazırlayın. Kapaklı ve fırın ısısına dayanıklı bir kap olması lazım. Döküm tencere olması en ideali ama yoksa da sapları olmayan ya da yanmayan ve kapaklı bir kap olabilir. İçine pişirme kağıdı koyarak pişireceğiz. Ama pişirme kağıdı sert olduğu için ekmekte izler oluşturur. Bu yüzden kestiğimiz pişirme kağıdının her yerini elimizle buruşturuyoruz. 

Fırından hamurumuzu çıkarıp 250 dereceye ısıtıyoruz. İçindeki suyu yeniliyoruz. Yeniden kaynattığımız su ile dolduruyoruz. Pişireceğimiz kabı da fırına koyup ısıtıyoruz. Her şey hazır. Buruşturduğunuz kağıdı hamurun üzerine koyup kabı ters çevirerek hamurun kağıdın üzerine düşmesini sağlıyoruz. 

Sonra da kağıtla birlikte pişireceğimiz tencereye koyuyoruz. Keskin bir bıçakla ekmeğin üzerine kesikler atıyor ve kapağını kapatıp fırına koyuyoruz.

Fırının ısısını 220 dereceye düşürüp ağzı kapalı yarım saat, kapağı açıp yarım saat pişiriyoruz. Ama son 10 dakika mutlaka kontrol edin, bazen üzeri hızla kızarabilir.

Pişen ekmeği çıkarıp ılınmasını sağladıktan sonra artık dilimleyip yiyebilirsiniz. Bu kadar zahmetli bir pişirme işleminden sonra öyle güzel kokan ve üzerine de tereyağı sürülmüş dilimlerin hemen bittiğini görünce siz de inanamayacaksınız.


27 Ağustos 2015 Perşembe

EVDE EKŞİ MAYA YAPIMI

   Bu mayanın adını duymuştum ama yapımının bu kadar zahmetli ve uzun olacağını hiç tahmin etmiyordum. Takip ettiğim bir blogda okudum ve ayrıntılarını diğer sitelerden de öğrendikten sonra bir deneme yapmaya karar verdim. En az bir hafta 10 gün sürecek bir işlem olduğu için evde olduğumuz ve bir yerlere gitmediğimiz bir zaman dilimi olması gerekiyordu. Çünkü her gün "beslenmesi" gerekiyordu...
   Herhalde bu maya yapımının ilk bilinçaltı düşünceleri bana Ramazan'da yerleşti. İftara çağrıldığımız bir akşam yediğimiz nefis yemeklerin yanında ekmeğin bile ev sahibi tarafından yapıldığını duyunca ilgimi çekmişti ve kısa süreli de olsa "neden olmasın" diye aklımdan geçirmiştim. Ama sonra da "bir de bununla mı uğraşacağım" diyerek vazgeçmiştim. Ya da vazgeçtiğimi sanıyordum ama demek ki gerçekler öyle değilmiş. 8 gündür bu maya ile uğraşıyorum ve iki gün önce bir ara pes eder gibi oldum ama iyi ki pes etmemişim. Bugün sabah mayadaki değişimi gördükten sonra sona geldiğimi anlayıp yaptıklarımı anlatmak istedim.
   Gerçekten bu işi yapmak istemekle işe başlamak gerekiyor. Aynı çocuk gibi belli saatlerde besleyip bakımını yapmak gerekiyor. Baştan söyleyeyim gerçekten de uğraştırıcı bir iş. Ama sanırım o ilk ekmeği yaptığım zaman, bir de istediğim gibi olursa çok mutlu olacağım.
   Bu mayanın tariflerinin olduğu sitelerde hep organik unlardan söz ediyorlardı, hatta marka bile vermişlerdi. Buradaki bütün büyük marketleri dolaştım fakat böyle bir un bulamadım. Ama burası küçük şehir, zaten tam buğday ununu ekmek yapan bir fırından almışız, un deseniz organiktir herhalde deyip, ama olmazsa da üzülmeyeceğimi baştan kabullenip işe başladım.

1. GÜN VE EKŞİ MAYA YAPIMI:
   Burada yapacağımız iş maya üretmek, bu yüzden ortamda başka bakterilerin üremesini önlememiz gerekiyor. Bu yüzden kullanacağımız malzemelerin temizliği önemli. Bize bir cam kase, tahta kaşık ve üzerini örtmek için bez gerekiyor. Tahta kaşığı kaynar sudan geçirmek, bezin yeni yıkanmış olması yeterli. Her şey gramla ölçülüyor ama buna biraz mecburuz galiba, bu yüzden mutfak tartısına ihtiyacımız var bu sefer.

70 gr un
70 gr tam buğday unu
140 gr içme suyu
   Malzemeleri cam kasenin içinde tahta kaşık yardımı ile karıştırıyor ve pürüzsüz bir hamur elde ediyoruz. Kullanacağımız içme suyu oda sıcaklığında olacak. Dışarıdan bakıp ne kadar kabardığını görmemiz için cam kase çok işimize yarıyor.


Üzerini bezle örtüp gölge bir yerde mayalanmaya bırakıyoruz. Besleme işlemini her gün aynı saatte yapacağımız için ilk mayalamayı kendinize göre ayarlayın. Ben her türlü işimi bitirdikten ve akşam sofrasını topladıktan sonra malzemeleri karıştırdım. Sonra da her gün akşam aynı vakitte örtüyü kaldırıp merakla gözlemledim.


2.GÜN:
   Bu ve bundan sonraki günler hep gözleme ve beslemeye dayalı. İlk gün herhangi bir değişiklik olmuyor ve biraz da moraliniz bozuluyor. Böyle bir durumda bekliyorsunuz ama ilk günden mayalanma başladı ve kabarcıklar ortaya çıkıp hamurunuzda genişleme oldu ise beslemeye başlayabilirsiniz.
   125 gr un kullanacaksınız. Yarısı un, yarısı tam buğday unu olacak. 100 gr da içme suyu gerekiyor. Önce mayanızın %80'ini atıyorsunuz. Sonra kalan maya ile toplamda 125 gr un ve 100 gr suyu koyup yine tahta kaşıkla pürüzsüz olana kadar karıştırıyorsunuz. Sonra da üzerini örtüp ertesi güne kadar bekliyorsunuz.


3. GÜN:
   Benim hamurumda 3. günden itibaren mayalanma başladı. Üzerinde hafif bir kabuk oluyor ve kabarcıklar oluşuyor. Bunları görmek insanı nasıl da mutlu ediyor. Hemen besleme işlemine devam:

125 gr un ve buğday unu karışımı (yarı yarıya)
100 gr içme suyu
Yine hamurun %80'ini atıp kalanına un ve suyu karıştırıp üzerini örtün.


   Bundan sonraki günler de yapacaklarınız hep aynı. İlk günlerde epey bir koku oluyor. Hatta mutfağın o tarafına doğru gittikçe kokunun arttığını hissediyorsunuz. Bunlar beklenen şeyler. Son günlere doğru o kokuda azalma oluyor, hiç merak etmeyin.Yapacağınız şey her akşam aynı saatte mayayı kontrol edip beslemeyi unutmamak.


Ben 1-2 gün %80'i atarken unutup metal kaşık kullanmıştım, aman böyle bir şey yapmayın, o gün mayalanma hemen hemen yok gibiydi. Hatta bozulacak diye de korktum ama sebebi tahmin edince artık tahta kaşıktan başka bir şey değdirmedim hamura ve düzeldi.

8.GÜN:
  Bu değişim bazen 10. güne kadar uzuyormuş. Bende 8. günde ortaya çıktı, tam da artık umudu kesmişken. Maya her zamankinden daha fazla kabarmış, 2 katına çıkmıştı. Üzerinde kabuk tabakası vardı, her yer kabarcıklarla doluydu ve o kokudan eser yoktu. Bu belirtilerin hepsi artık sona geldiğinizi gösteriyor. Sanırım son kez besledim. Bu akşam büyük bir kabarma bekliyorum. O da olursa artık hafta sonu kendi ekmeğimizi yapabiliriz. Çeşit çeşit ekmekler yapmayı planlıyorum...

25 Ağustos 2015 Salı

BÖĞÜRTLENLİ SÜTLÜ TATLI

   Hala böğürtlen toplayabiliyoruz ama havaların soğuması ile birlikte sonuna yaklaştığımızı da hissediyoruz. Artık böğürtlenler küçüldü ve daha yavaş kızarmaya başladı. Biz de son tatlılarımızı yapalım artık. Gerçi burada böğürtlen kullanmanız şart değil, mevsimine göre hangi meyve varsa biraz yumuşayıncaya kadar kaynatıp kullanabilirsiniz. Böğürtlenin en güzel yanı çok hoş bir renk vermesi. Bu rengi diğer meyvelerle yapmak zor olur. Hafif ve güzel bir tatlı arıyorsanız ve de dolapta beklemesi için zamanınız varsa deneyin. Zamanından önce dilimlemeye kalkışırsanız parçalanabilir, dikkatli olun. Yemek kaşığı ölçülerini de tepeleme kullanın, gerisi kolay...


MALZEMELER:
1 lt süt
1 su bardağı un
1 tepeleme yemek kaşığı nişasta
1 su bardağı toz şeker
125 gr margarin
1 paket krem şanti
1 adet vanilya
1 paket üzümlü kepekli bisküvi
1 çay bardağı ceviz
ÜZERİ İÇİN:
2 su bardağı böğürtlen
2 su bardağı su
2 yemek kaşığı nişasta
3 yemek kaşığı toz şeker
YAPALIM:

  • Bisküvi ve ceviz rondoda un haline getirilir.
  • Tencerede margarin eritilip un ve nişasta kavrulur. 
  • İçine süt ve şeker ilave edilerek karıştırılmak suretiyle pişirilir.
  • Kaynadıktan sonra 5-10 dakika soğumaya bırakılır, sonra vanilya ve toz krem şanti konularak çırpılır.
  • Kelepçeli bir kalıba muhallebinin yarısı dökülür. Üzerine un haline getirilmiş bisküvi ve cevizler konur, sonra da muhallebinin kalan yarısı ile kaplanır. 
  • Böğürtlenli sos için böğürtlenler su ile 5-10 dakika kaynatılır. Sonra süzülerek taneleri ayrılır. Kalan meyve suyuna biraz su ile ezilmiş nişasta ve toz şeker konur ve karıştırılarak kaynatılır. Kaynadıktan sonra muhallebinin üzerine dökülür. 
  • Ben kaynama işleminden sonra daha önce süzdüğüm meyvelerin tanelerinden de bir miktar ilave ettim ve bence daha güzel oldu. Ama pürüzsüz bir sos istiyorsanız meyveleri katmadan yapabilirsiniz.
  • Artık tatlınızı buzdolabına kaldırıp donmasını sağlayabilirsiniz. Hiç acele etmeyin, en az 4-5 saat dolapta dursun. Sonra kelepçeli kalıbı çıkarıp dilimleyebilirsiniz.


24 Ağustos 2015 Pazartesi

KABAKLI CACIK

   Haftaya sebzeli ve hafif bir başlangıç yapalım. Yoğun geçen bir hafta sonunun ve gayet hareketli ve yorgun geçecek bir haftaya başlarken hafifleyelim. Cacığı hiç kabaklı denediniz mi? Deneyin, bence beğeneceksiniz.


MALZEMELER:
1 adet yeşil kabak
2 su bardağı yoğurt
1 diş sarımsak
Zeytinyağı
Tuz
Kuru nane
YAPALIM:

  • Kabağın kabuğunu soyup rendeleyin. Suyunu ayrı bir kaba sıkın.
  • Sarımsağı rendeleyin ve yoğurdun içine karıştırıp çırpın.
  • Rendelenmiş kabakları sarımsaklı yoğurdun içine katın ve karıştırın. Kıvamını açmak için kabağın suyunu kullanabilir ya da biraz su katabilirsiniz. Bu arada tuz da ilave din.
  • Servis kaplarına pay edip üzerini zeytinyağı ve nane ile süsleyin.

21 Ağustos 2015 Cuma

ÇAYLI KAKAOLU KEK

   Öncesinden demlenmiş ve içilmemiş bir demlik çayınız varsa ziyan etmeyin ve onu mis gibi kakao kokan bir kek haline getirin...


MALZEMELER:
4 yumurta
2 su bardağı toz şeker
1+1/4 su bardağı demli çay
1 su bardağı sıvı yağ
4 su bardağı un
1.5 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2/3 su bardağı kakao
YAPALIM:

  • Yumurta ve şeker beyazlaşıncaya kadar çırpılır.
  • Çayın demli kısmı ve sıvı yap ilave edilip çırpılır.
  • Un, kabartma tozu, vanilya ve elenmiş kakao ayrı bir yerde karıştırılır.
  • Çırpılmış malzemelerin içine ilave edilip spatula ile karıştırılır.
  • Yağlanmış kalıba dökülüp önceden ısıtılmış 170 derece fırında yaklaşık 40-45 dakika pişirilir. Pişip pişmediği kürdan la kontrol edilir. Keke batırılan kürdan temiz çıkarsa pişmiş demektir.

VİNTAGE TEMALI DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ (ECE'NİN DOĞUM GÜNÜ)

   Doğum günü çalışmalarımıza sonradan zorlanmamak için 15 gün önceden başlıyoruz. Tabi ki tema belirlemek çok daha öncelerden yapılıyor. Belki de işin en zor kısmı o, tema belirlemek. Ondan sonra neler yapılabileceğinin araştırmaları sürüyor. Bilgisayara bir sürü resim kaydediyorum.Son aşamada içinden yapılabilir olanları elemek oluyor. Daha sonra da malzeme alımı ve en zevklisi detayları ortaya çıkarmak. Bu durumda menüyü belirlemek en sona kalıyor. Benim için ise en kolay tarafı. Ha bir de pasta konseptimiz var tabii. Parti konseptine uygun bir de pasta belirlemek. Çünkü doğum gününde baş rol her zaman için pastada. Ne yaparsanız yapın ilk dikkati çeken şey pasta oluyor. Pastayı da hayalimdekine uygun yapabilirsem değmeyin keyfime. Amaaa bir aksilik olur da istediğimi ortaya çıkaramazsam, işte o zaman hiç gözüme gözükmeyin, etrafımda bile dolaşmayın. Bana hiç bir şey söylemeyin, kalbinizi kırabilirim. O kadar sinirli oluyorum yani.
 Çocuklar büyüyünce tema belirlemek zor oluyor. Artık izledikleri bir çizgi film, beğendikleri bir film kahramanı yok ki. Aklıma instagramda gördüğüm bir parti temasından geldi bu düşünce. Aslında daha pastel renklerle yapabilirdik ama morun da bu tonu çok güzel oluyor. Biraz sevdiği mor tonu, biraz vintage düşünceleri ile bu güzel sofra çıktı ortaya.


   Gelelim ayrıntılara... İlk olarak bayrakların yapımı ile başladık. Renk renk kumaşlar alındı. Bulamayacağım sandığım o çuval benzeri kumaşı tesadüfen ele geçirdim. Boyama işlerini doğal olarak Begüm Yaptı. Tabi bütün işlerde Öykü de bize yardım etti. Balonları masayı süslediğimiz mor tülle kaplamak harika bir fikir oldu. Altlarına da başka amaçla yapıp beğenmediğim grapon kağıtlarından güllerle süsleyince ortaya çok güzel bir şey çıktı.


Bu pipet süslerini tek tek Öykü kesti, ben de pipetlere bağladım...

Kurumuş ağaç dallarına özenle yerleştirilmiş kumaş çiçekler, bu güzel süsleme tamamen Begüm'ün eseri. Mor şeker bulamayınca pembelerle yetinmek zorunda kaldık...

Masa her yanından ayrı bir güzel, mumlar pamuk şekerler de olayı tamamlıyor. Zaten o güzel örtü ve üzerinde tam da aradığım mor renkli tülle harikalar...


   Bu kadar güzelliğin yanında menü sönük kalamazdı tabii. Başta da söylediğim gibi menünün baş tacı pasta. Günün renklerine uygun lila bir zemin üzerinde aynı tondan güller ve biraz danteli andıran tamamen doğaçlama bir süsleme var. Pasta sade sünger pandispanya ve limon aromalı krema ve ara geçişlerde böğürtlen marmeladından oluşuyor.


Mor ve lila ağırlıklı bir konsepte yine bu renklerde menülerin yakışacağını düşünerek böğürtlen soslu sütlü tatlı yaptım.

Hatta salatamız bile mordu: Mor lahana salatası...


Yaban mersinli cupcakelerin üzerini de pastanın gülleri ile süsledim...

Tuzlu olarak mayalı simit poğaça...

Yine tuzlu: Saçaklı poğaça.

Kaytaz böreği...

Klasik bir tarif olarak elmalı tartolet...

Ve de son olarak bezelerimiz bu sefer limon kremalı oldular...

19 Ağustos 2015 Çarşamba

YULAF EZMELİ OMLET

   Hep öyle tatlılar, börekler olmaz. Biraz da kiloya dikkat etmek lazım. Size vereceğim bu tarif çok uzun süre tok tutan yemeklerden. Sabah kalvaltısında bir dilim ince ekmekle bu omleti yiyin, akşamüstü saat 5'e kadar açlık hissetmeyin. O zaman da biraz meyve ile geçiştirirsiniz ve akşam yemeğinizi yersiniz.
   Ben yulaf ezmesini bu aralar çok kullanıyorum. Aslında hiç de öyle devamlı yenilecek bir şey değil. Tadı, tuzu, lezzeti yok. Ama öğlenleri bir kase yoğurdun içine 2 yemek kaşığı koyup, 2 grisini ile birlikte yerseniz öğle yemeğini az kalori ile atlatmış oluyorsunuz. Ya da hafta sonu kahvaltıyı bu omletle yapıp sadece akşam yemeği de yiyebilirsiniz. Birkaç tane de tatlı tarifim var, yulaf ezmeli. Onları da daha sonra paylaşacağım. Şimdilik bunlarla idare edin...


MALZEMELER:
2 yemek kaşığı yulaf ezmesi
1 çay bardağı süt
Kibrit kutusu kadar beyaz peynir
2 yumurta
1 yemek kaşığı tereyağı
Tercihen biraz kaşar peyniri
YAPALIM:
  • Yulaf ezmesi ile sütü karıştırın.
  • Ayrı bir yerde yumurtaları çırpın. İçine ezilmiş beyaz peyniri, dilerseniz biraz da rendelenmiş kaşar peynirini karıştırın.
  • Bunları yulaf ezmesinin içine katın.
  • Tavada tereyağını eritin, karışımı dökün ve pişirin.

ELMALI TARTOLET

   Rengarenk küçük tart kalıplarım var. Tek kişilik tartlar yapmak için fırsat kolluyordum.  Fırsat kapıma bu doğum günü sayesinde geldi. Evde de bir türlü yenmeyen elmalarım vardı, hemen değerlendirdim.


MALZEMELER:
1 yumurta
100 gr toz şeker
200 gr margarin
300 gr un
İÇİ:
4 adet elma
4 yemek kaşığı toz şeker
1 çay bardağı ceviz
1 yemek kaşığı nişasta
1 tatlı kaşığı tarçın
2 yemek kaşığı pudra şekeri (üzeri için)
YAPALIM:
  • Malzemeleri bir araya getirip hamuru yoğurun. Yoğurduğunuz hamuru streç filme sararak buzdolabına kaldırın.
  • Bu sırada elmaların kabuklarını soyup rendeleyin. 
  • Elmaları tavaya alın, üzerine toz şekeri koyun ve elmalar suyunu salıp çekene kadar pişirin. Pişen elmalara nişastayı ilave edip ocaktan alın. Nişasta elmaların pişerken sulanmasını engelleyecektir. 
  • İçine iri kıyılmış ceviz ve tarçın koyup karıştırın, bir kenarda soğusun.
  • Hamuru merdane ile ince açıp tart kalıbına yerleştirin, kenarındaki fazlalıkları bıçakla kesip alın. Hamurun tamamını tart kalıplarının içine yerleştirin. Tabanına bıçakla delikler açın ki kabarmasın.
  • Elmalı harcı tartların içine paylaştırın. Kalan hamurlardan tartların üzerine kafes şekli yapın. 
  • 170 derece fırında 20 dakika kadar pişirin. Soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpin.

17 Ağustos 2015 Pazartesi

BÖĞÜRTLEN SOSLU KUP

Tam da böğürtlenlerin zamanı. Hemen hemen her gün topluyoruz. Her zaman da yemek olmuyor, kalınca da hemen küflenip ekşiyor. Bir şekilde tüketmek lazım. Ara sıra tatlılarda kullanmak hoş oluyor. Harika bir renk veriyor. Bir kısmı da kışın kullanılmak üzere derin dondurucuya gidiyor. En güzeli de sütlü tatlılar oluyor. Ben bu renge hayranım...


MALZEMELER:
5-6 adet kedi dili
4 su bardağı süt
3 yemek kaşığı nişasta
1 yemek kaşığı un
5 yemek kaşığı toz şeker
Bir fiske tuz
1 paket vanilya
1/2 kutu (100 gr) krema
SOSU İÇİN:
1 su bardağı böğürtlen
2.5 su bardağı su
2 yemek kaşığı nişasta
3 yemek kaşığı toz şeker
YAPALIM:
  • Kedi dilini sütle ıslatıp kup bardaklarının dibine yerleştirin. Büyük gelirse parçalayabilirsiniz.
  • Muhallebisi için nişasta, un ve toz şekeri tencereye alın. Yemek kaşığı ölçüsünü tepeleme yapın. Üzerine sütü döküp, bir fiske de tuz koyarak ve devamlı karıştırarak pişirin.
  • Kaynadıktan sonra biraz ılınsın. Ilındıktan sonra içine vanilya ve krema koyup çırpın. Sonra da kedi dilinin üzerine kup bardaklarına paylaştırın. Ama üzerinde böğürtlen sosu için bir miktar boşluk bırakın.
  • Böğürtlenleri başka bir tencereye alın, üzerine suyu koyup kaynatın. Biraz ezgin hale gelince süzgeçten süzün. 
  • Tencereye süzdüğünüz sudan 2 bardak alın, şekeri ilave edin. Nişastayı da çok az su ile ezip meyve suyunun içine ekleyin. Sonra da karıştırarak pişirin. Kaynadıktan sonra dilerseniz tanelerinden de istediğiniz kadar ekleyebilirsiniz. Ya da çekirdeklerinin ağzınıza gelmesini istemiyorsanız sade olarak da bırakabilirsiniz.
  • Pişip koyulaşan böğürtlen sosunu da muhallebilerin üzerine paylaştırın. Üzerinitaze böğürtlen ve şam fıstığı ile süsleyebilirsiniz. 3-4 saat buzdolabında bekledikten sonra servis edebilirsiniz.

YABAN MERSİNLİ CUPCAKE

Bu da doğum günü menüsünden alınma bir tarif. O yüzden de üzeri bayağı bir süslü. Normalde yalnızca kekini yapmanız yeterli. Ama siz de özel bir gün için düşünüyorsanız süsleyebilirsiniz benim gibi...


MALZEMELER:
1.5 su bardağı un (210 gr)
1.5 tatlı kaşığı kabartma tozu
1/2 tatlı kaşığı karbonat
Bir tutam tuz
3/4 su bardağı toz şeker (150 gr)
5 yemek kaşığı tereyağı
1 büyük yumurta
3/4 su bardağı yoğurt (180 gr)
1 paket vanilya
1 su bardağı yaban mersini
YAPALIM:
  • Un, tuz, kabartma tozu ve karbonatı karıştıralım.
  • Şeker ile yumuşamış tereyağını çırpalım.
  • Yumurtayı ekleyip çırpmaya devam edelim.
  • Yoğurt ve vanilyayı katalım.
  • Son olarak karıştırdığımız kuruları da katıp ekleyelim. Ama bir miktarını ayıralım ki yaban mersini kurularını bununla karıştıralım. 
  • En son olarak da unladığımız yaban mersinini ekleyelim. Hamuru kalıplara paylaştırıp üzerine biraz toz şeker serptikten sonra ısıtılmış fırına koyalım.
  • 200 derecede 5 dakika, sonra 180 derecede 15-20 dakika pişirelim. Bu malzeme ile 12-14 tane cupcake çıkıyor. Kalıpları fazla doldurmayalım, çok kabardığı için taşabilir. 3/4'üne malzeme koymamız yeterli olacaktır.



13 Ağustos 2015 Perşembe

GÜVEÇTE SEBZELİ TAVUK

   Bizim evde yemeğin çok güzel olduğunun göstergesi eşimdir. Eğer bir tabak daha yemek istiyorsa o yemek gerçekten çok lezzetli olmuştur. İşte bu da ikinci tabağı istenen yemeklerden oldu. O yüzden lezzetine ve eşimin damak zevkine güvenerek tarifi veriyorum. 

  Lezzeti veren şey güveçte pişmesi idi. Bir de sanırım içindeki baharatlardan da lezzeti arttı. Çoğunlukla bu tür yemeklerde yalnızca tavuk göğsü kullanılır ama burada kemiğinden sıyrılmış tavuk butları da eklendiği için tavuğun bence biraz daha lezzetli yerleri de var. Bütün bu sebeplerden güzel ve yenmeye değer, yedikçe hoş tatlar bırakan bir yemek oldu ve en kısa zamanda denemenizi tavsiye edeceğim bir tat oldu.

MALZEMELER:
2 tavuk budu
2 tavuk göğsü
1 adet kuru soğan
3-4 adet sivri biber
1 adet havuç
2-3 adet domates
1/2 su bardağı bezelye
2 diş sarımsak
1 yemek kaşığı salça
2 yemek kaşığı tereyağı
1 çay kaşığı köri
1 çay kaşığı zerdeçal
Tuz, karabiber, kekik
Sıvı yağ
YAPALIM:
  • Tereyağını tavada eritin, 1 yemek kaşığı da sıvı yağı ekleyip kemiklerinden ayrılmış ve küp doğranmış tavuk etlerini kızartın. Suyunu salıp çekmesini bekleyin. Suyunu çektikten sonra karabiber, tuz, köri ve zerdeçalı ekleyip ocaktan alın.
  • Sıvı yağda önce kuru soğan, sivri biber ve havuçları soteleyin.
  • Küçük doğranmış sarımsakları ve domatesi ekleyin. Salça ilave edin.
  • Bezelye ve sonrasında tuz, karabiber ve kekik koyun.
  • Güveç kabının altına önce tavukları , üzerine de sebzeli karışımı koyun, 1 çay bardağından biraz az su koyup ağzını alüminyum folyo ile sıkıca kapatın. Varsa üzerine bir de kapak kapatın.Kısık ateşte 1 saat kadar pişirin.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

LİMON KREMALI MERENG

   Pasta yaptıktan sonra kremadan artan yumurta aklarını hep beze yaparak değerlendiriyorum. Bu sefer de bezeye değişik bir tat verelim dedim ve başka bir blogda tesadüfen bulduğum bir kremayı denedim. Neyse ki sonuç başarılı oldu ve rahatlıkla tarifi verebiliyorum. Malzemeler bira değişikliğe uğradı ama son hali burada. Bu malzemelerle nasıl bir krema çıkar ortaya diye düşünmeyin, önce ben de tedirgin olmuştum ama gerçekten de güzel, hoş, biraz da mayhoş bir krema oluyor ve bezenin o çok şekerli tadı ile tezat oluşturarak çok da güzel oluyor.


MALZEMELER:
4 yumurta akı
125 gr. toz şeker
125 gr. pudra şekeri
2 yemek kaşığı nişasta
LİMON KREMASI:
60 gr margarin
1 limon kabuğu rendesi
1 su bardağından 1 parmak eksik toz şeker
2 yumurta
Bir fiske tuz
1 limon suyu
YAPALIM:
  • Yumurta akını mikserde çırpmaya başlayın, koyulaşmaya başlarken toz şekeri de azar azar ekleyin. Aklar tıraş köpüğü kıvamına gelinceye kadar çırpın. Sonunda akların olduğu kabı ters çevirdiğinizde kaptan akmaması gerekiyor.
  • Pudra şekeri ile nişastayı ayrı bir kapta karıştırın. Bu karışımı akların içine boşaltın ve aşağıdan yukarı doğru, akları söndürmeden, bir spatula ile karıştırın.
  • Fırını 80-90 dereceye ısıtın. Krema torbası yardımı ile pişirme kağıdı serilmiş tepsiye, yuvarlak uç ile kuş yuvası şeklinde sıkın.
  • Fırında yaklaşık 2 saat pişirin.
  • Kreması için toz şeker ile limon kabuğu rendesini karıştırın.
  • Oda ısısında yumuşamış margarini ekleyin ve iyice birbirine yedirin. Yumurtaları teker teker ekleyin. Tuz ve limon suyunu da kattıktan sonra pişirin. Kaynamaya başlayınca ocaktan alıp soğumaya bırakın.
  • Bezeler pişip soğuduktan sonra ortasına kaşık yardımı ile kremaları doldurun.

11 Ağustos 2015 Salı

MOR LAHANA SALATASI

   Çok yakında kızımın doğum gününden kareleri paylaşacağım. Onun öncesinde daha kolay olarak yaptığım çeşitleri de aralarda vermek istiyorum. İşimin yoğun olduğu zamanlarda bu daha kolay. Ama bir daveti, ya da bir sofrayı paylaşabilmek çok fazla zaman istiyor. Fotoğrafları tek tek işlemek, her birinin yazısını yazmak daha bol vakitli bir zamanda yapılabilecek bir şey. Ben daha yorgunluğumu anca atmışken mor konseptli doğum günümüzün mor renkli salatasını paylaşayım dedim. 


MALZEMELER:
Mor lahana
1 su bardağı süzme yoğurt
2 yemek kaşığı mayonez
1 çay bardağı ceviz
2 diş sarımsak
Tuz
YAPALIM:
  • Lahanayı mümkün olduğunca ince doğrayın. Sonra tuzla ovun ve yıkayıp süzün.
  • Yoğurt, mayonez ve dövülmüş sarımsağı karıştırın.
  • Lahana, sarımsaklı yoğurt ve cevizi bir araya getirin. Servis tabağına alın ya da yufka çanakları içinde servis edin.

10 Ağustos 2015 Pazartesi

BİBERLİ EKMEK

   Maraton şimdilik sona erdi, hızlı ve oldukça yoğun bir hafta sonunu başarıyla atlattım. Artık rahatça yaptıklarımı yazabilirim.
   Bu biberli ekmeği ne zamandır denemek istiyordum, kısmet bir hafta sonu kahvaltısına denk geldi. Sıcak sıcak yemesi çok güzeldi. Misafirler için de güzel bir seçenek olur.


MALZEMELER:
1 çay bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt
1 paket yaş maya
2.5-3 çay bardağı un
Tuz
İÇİ:
1 adet kuru soğan
1 adet kırmızı biber
2 adet domates
1 yemek kaşığı salça
Tuz
Karabiber
Pul biber
Kekik
Sıvı yağ
2 yemek kaşığı susam
YAPALIM:
  • Ilık süt ile mayayı karıştırın ve biraz kabarsın.
  • Sıvı yağı ve yavaş yavaş da unu ekleyerek hamuru yoğurun. Son kattığınız una tuzu da karıştırın. Tuz direkt mayaya temas ederse kabarmasını engelleyecektir.
  • Bir kenarda mayalanması için bırakın.
  • Tavada sıvı yağı kızdırın. İnce doğranmış kuru soğanı koyup pembeleştirin.
  • Sırayla küçük doğranmış kırmızı biberi, kavrulunca da domatesi ve salçayı ekleyin.
  • Domatesler suyunu salıp çektikten sonra tavayı ocaktan alıp baharatları ve susamı ekleyin.
  • Hamurunuz iki katı kabarınca içinden yumurta büyüklüğünde parçalar alın, elinizle yuvarlayıp yassılaştırın ve tepsiye yerleştirin. Ortasına hazırladığınız içten 1-2 yemek kaşığı koyup yayın. Hamurun tamamı bitene kadar devam edin.
  • Önceden ısıtılmış 180 derece fırında kızarana kadar pişirin.

8 Ağustos 2015 Cumartesi

PUF PATLICAN KIZARTMASI

   Çok uzun tarifler veremiyorum bugün. Hatta birkaç gündür hiç tarif veremiyorum. Ama ben de haklıyım. O kadar yoğun bir maratonun içine girdim ki her şeye olabildiğince yetişiyorum. Bazılarını da biraz bırakıyorum. Her şey üst üste ancak bu kadar gelebilirdi: Gitmem gereken organizasyonlar, tutmam gereken nöbet, ard arda misafirler ve en son olarak da Ece'nin doğum günü. Bizim doğum günleri artık sadece bir pasta ve birkaç tatlı tuzlu olmaktan çıkalı beri, konseptlere daldığımız günlerden sonra resmen bir organizasyon şirketinin yapması gerekenleri yapar oldum: Masa düzeni, süslemeler, şekil şekil cupcakeler, mutlaka bir butik pasta. Tabi o da konsepte uyacak. Bu seneki konseptimizi sır gibi saklıyoruz. Begüm, ben ve Öykü birlikte hazırlıyoruz. Hazırlıklar epey bitti sayılır. Her şey yarın sunumda belli olacak. Bana kolay gelsin, size de kolay bir patlıcan tarifi ile bu günü boş geçmeyeyim:

MALZEMELER:
2 adet patlıcan
3 yumurta
3 yemek kaşığı un
1/2 paket kabartma tozu
Tuz
YAPALIM:
  • Un, tuz, yumurta, kabartma tozunu çırpın.
  • Patlıcanları 0.5 cm kalınlığında halka halka doğrayın.
  • Tavada sıvı yağı kızdırın. Patlıcanları sosa bulayıp her iki tarafını kızartın.
  • Nane, pul biber, dilerseniz sarımsak karıştırılmış yoğurtla birlikte servis edin.

5 Ağustos 2015 Çarşamba

PATLICAN ÇIĞIRTMA

  Tam bu sıcaklara göre, yazlık bir sebze yemeği. Oldukça da çabuk pişiyor. Biraz yemeğe, biraz da kızartmaya benziyor. Benim gibi patlıcan severler için ideal bir yemek. Hatta soğuyunca daha güzel yenecektir. Tarif Cahide Jibek'ten alınma. Harika lezzet için teşekkürler.


MALZEMELER:
3-4 adet patlıcan
7-8 adet sivri biber
3 adet domates
4-5 diş sarımsak
Tuz
Karabiber
Sıvı yağ
YAPALIM:

  • Patlıcanları alacalı soyun, tuzlu suda bir süre bekletin. Sonra yıkayıp kurulayın. Verevine derin çizikler atın ama patlıcanın bütünlüğünü bozmayın.
  • Biberlerin tohumlarını temizleyip 2-3 parçaya bölün.
  • Karnıyarık tenceresinde sıvı yağı kızdırın. İçine patlıcanları ve arasına da biberleri yerleştirin ve tencerenin kapağını kapatın. Patlıcan ve biberlerin her tarafını kızartın.
  • Patlıcanlar kızarınca soyulmuş sarımsakları ve küp doğranmış domatesleri aralarına koyun ve yine kapağını kapatıp, ocağı kısıp pişmeye bırakın. Üzerine tuzu ve karabiberi serpmeyi unutmayın. Suyunu çabuk çekeceği için arada bir kontrol edin. Suyunu çekince sebzeler d pişmiş olacaktır. Rahatlıkla servis edebilirsiniz.

4 Ağustos 2015 Salı

PARIS BREST

  Ekler pastayı bir kez de böyle deneyin. Aslında her şey aynı, bir tek sunu farklı. Üzerinde fazladan çikolata sosu yok ama file bademler var. Bu malzemeden 9-10 tane çıkıyor. Misafirinize göre miktarı ayarlayın. Akşamları soğuk bir şeylerin yanına iyi gider diye düşünüyorum. Havalar çok sıcak ama tatlısız da ek olmuyor. Tatlı kriziniz için deneyin derim.


MALZEMELER:

½  Su bardağı su
½ Su  Bardağı süt
2 adet kesme şeker
1 tutam tuz
100 gr. margarin
4 yemek kaşığı tepeleme un
2-4 yumurta
KREMA:
3 su bardağı süt
3 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı nişasta
1 yumurta
4 yemek kaşığı toz şeker
30 gr beyaz çikolata
50 gr margarin
1 paket vanilya

YAPALIM:
  • Su , süt, kesme şeker, tuz ve parçalara bölünmüş margarini koyup  ocağımızın altını yakıyoruz. Margarini daha çabuk erimesi için parçalıyoruz.
  • Karıştırarak malzemeyi eritiyoruz. Hepsi eriyince 4 yemek kaşığı tepeleme unu ilave ediyoruz. Un mutlaka tepeleme olacak !
  • Ocağın altını en kısık ayara getiriyor ve karıştırmaya başlıyoruz. Aynı un helvası kavurur gibi 10 dakika pişiriyoruz.
  • 10 dakikanın sonunda ocağın altını kapatıyor ve hamurumuzu soğumaya bırakıyoruz.
  • Hamur parmağımızı yakmayacak kadar soğuduğunda yumurtaları teker teker kırmaya başlıyoruz. Her yumurtayı kırdıktan sonra elle yoğurarak hamura yediriyoruz.
  • Her yumurtadan sonra kıvam kontrolü yapmamız gerekiyor. Çünkü hamur 2 ila 4 yumurta alabiliyor. Yumurtanın taze-bayat, küçük-büyük olmasına göre değişiyor. Parmağımız hamurdan mozaik gibi uzayarak kalkıyorsa kıvamı olmuş demektir. O zaman yumurta kırmaya son veriyoruz. Benim hamurum 3 yumurta ile oldu.
  • Hamuru krema torbasına koyarak halka şeklinde yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklı olarak sıkıyoruz. Tırtıklı uç seçerseniz pişince daha güzel görünüyor.

  • Üzerine file badem koyduktan sonra önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında kızarana kadar pişiriyoruz. Piştikten sonra 5-10 dakika daha kapattığımız fırında bekletiyoruz. Daha sonra çıkarıp soğumaya bırakıyoruz.
  • Kreması için un, şeker, yumurtayı çırpıp sütü ekliyoruz. Karıştırarak pişiriyoruz. Kaynadaktan sonra 5 dakika daha koyulaşması için bekliyoruz ve sonra ocaktan alıp ılınmaya bırakıyoruz.Bu arada içine beyaz çikolatayı parçalayıp koyuyor ve erimesini sağlıyoruz. Sonra da margarini ve vanilyayı ekliyoruz. 
  • Soğuduktan sonra krema torbası yardımı ile ortadan ikiye kestiğimiz ekler hamurlarının içine sıkıp üzerini kapatıyoruz ve buzdolabına kaldırıyoruz. 3-4 saat sonra pastanız servise hazırdır.

Special design for Hayatın Kıvamı by GeCe